Stüdyo Ankanom'un saksafon programı, çalgıyı ilk kez eline alan bir kursiyerle yıllardır çalan birinin aynı yoldan geçmeyeceği düşüncesi üzerine kurulur. Bu nedenle kayıt öncesinde kısa bir görüşme yapılır. Kursiyerin daha önce hangi çalgıyla uğraştığı, nota okuma alışkanlığı olup olmadığı ve haftada ne kadar zaman ayırabileceği konuşulur. Program bu görüşmeden çıkan tabloya göre kurulur, hazır bir şablonun üzerine oturtulmaz.
Saksafon, üflemeyle parmak hareketinin aynı anda denetlenmesini isteyen bir çalgıdır. Nefes düzeni, ağız düzeni, ton çalışması ve parmak tekniği ayrı başlıklar gibi görünse de derste tek bir bütün olarak ele alınır. Çünkü bunlardan birindeki aksaklık ötekilerde de kendini gösterir.
Hava desteği zayıfladığında ton incelir, kursiyer bunu telafi etmek için ağız düzenini sıkar, bu kez de perde geçişleri sertleşir. Başlangıçın asıl işi, bu zincirin nerede kırıldığını görmektir. Ayrı ayrı alıştırma yaptırmak çoğu zaman sonucu geciktirir.
Çocuklar, gençler ve yetişkinler için ayrı programlar yürütülür. Erken yaştaki kursiyerlerde çalgının ağırlığı ve gerektirdiği hava miktarı belirleyici olduğundan hem başlangıç boyu hem de çalışma süresi buna göre ayarlanır. Caz doğaçlama ve topluluk çalışması programa ilk günden eklenmez. Kursiyer temel ses üretimini kararlı hâle getirdikten sonra girer. Doğaçlama, üzerine kurulacağı tonun oturmasını bekleyen bir aşamadır.
Dersler aylık kurlar hâlinde açılır. Bir kur haftada bir saat, ayda dört saat üzerinden düzenlenir ve birebir işlenir. Birebir çalışmanın tercih edilmesinin nedeni yalnızca ilginin yoğunlaşması değildir: saksafonda hata çoğu zaman kursiyerin kendi duyamadığı yerde başlar.
Dilin ağız içindeki konumunda, nefesin son çeyreğinde, bir anahtar basışının yarım saniyelik gecikmesinde. Bunlar ancak yanında duran bir eğitmenin fark edebileceği ayrıntılardır.
Ders saatini artırmak isteyen kursiyerler için ek saat açılabilir. Belirli bir icra ya da sınav tarihine hazırlanan kursiyerlerde bu talep genellikle dönem ortasında gelir. Program o noktada yeniden düzenlenir ve kalan süre hazırlığın gerektirdiği başlıklara dağıtılır.
Belirli bir yeterliliğe ulaşan kursiyerler eğitmen eşliğinde topluluk derslerine katılır. Topluluk çalışması bireysel derste görünmeyen bir alanı açar: kendi sesini başka çalgıların içinden duyma, tempoyu paylaşma ve girişini bekleme. Tek başına temiz çalan bir kursiyerin topluluk içinde başlangıçta zorlanması olağandır. Bu zorlanma programın bir aksaklığı değil, beklenen bir aşamasıdır.
Saksafon ailesi soprano, alto, tenor ve bariton olmak üzere dört yaygın boydan oluşur. Eğitimde en çok alto saksafon kullanılır. Ölçüsü, ağırlığı ve istediği hava miktarı başlangıç için elverişlidir. Tenor saksafon daha dolgun bir alt bölge sunar, ancak hava gereksinimi yüksektir ve çoğunlukla temel oturduktan sonra tercih edilir. Hangi boyla başlanacağı kursiyerin yaşına, boyuna ve çalmak istediği dağara göre birlikte kararlaştırılır.
Çalgı seçiminde dışarıdan görünen cila değil mekanizmanın durumu belirleyicidir. Perde sızdırmazlığı, keçelerin durumu, boyun ile gövde arasındaki geçişin sıkılığı ve ağızlığın uyumu tek tek gözden geçirilir. Sızdıran tek bir perde, kursiyerin aylarca kendi nefesini suçlamasına yol açabilir. Sorun çalgıdayken teknikte aranan bir eksiklik hem zaman hem hevesle ödenir. İkinci el bir çalgı alınacaksa eğitmenle birlikte bakılması bu yüzden önerilir.
İlk dönemde stüdyo çalgısıyla başlanabilir. Düzenli ev çalışması başladığında kursiyerin kendi çalgısını edinmesi gerekir, çünkü saksafonda ağızlık ve kamış alışkanlığı çalgıya bağlı olarak kurulur. Her derste başka bir gövdeyle çalışmak bu alışkanlığın oturmasını geciktirir.
Saksafonda ses, denetimli ve sürekli bir hava akışıyla üretilir. Nefes çalışması bu yüzden programın süsü değil merkezidir. Nefes karın bölgesinden alınır ve diyafram desteğiyle eşit hızda verilir. Desteksiz verilen hava başta güçlü, sonda zayıf çıkar ve uzun cümlelerin sonu düşer. Kursiyerin bunu kendi kulağıyla duyması genellikle birkaç hafta alır, çünkü çalarken kendi sesini çalgının gövdesi üzerinden duyar.
Duruş, nefesin önünü açan ya da kapatan şeydir. Omuz yukarı çekildiğinde göğüs kilitlenir ve diyaframın hareket alanı kısalır. Bu durumda ne kadar derin nefes alınırsa alınsın hava eşit hızda verilemez. Ayakta çalışırken ağırlık iki ayağa dağıtılır, oturarak çalışırken gövde öne eğilmez ve sırt sandalyeye yaslanmaz.
Çalgı boyun askısıyla taşınır. Askı boyu, kursiyer başını öne eğmeden ağızlığın ağza doğal biçimde geleceği uzunlukta ayarlanır. Yanlış ayarlanmış bir askı zamanla boyun ve çene kaslarını yorar. Bu yorgunluk ton bozukluğu olarak kendini gösterdiğinde nedeni çoğu zaman bambaşka bir yerde aranır.
Saksafonda ses, kamışın ağızlık üzerinde titreşmesiyle oluşur. Kamış seçimi ve bakımı bu nedenle zevk meselesi değil doğrudan teknik bir konudur. Kamışlar sertlik derecesine göre numaralandırılır. Başlangıçta yumuşak kamışlar tercih edilir, düzey ilerledikçe sertlik kademe kademe artırılır. Erken geçilen sert bir kamış kursiyeri ağız kaslarını aşırı sıkmaya zorlar ve sonradan güç çözülen bir alışkanlık bırakır.
Ağız düzeni, alt dudak ile çene kaslarının kamış çevresinde kurduğu dengedir. Aşırı baskı tonu boğar ve üst bölgede tutukluk yapar. Gevşek tutuş ise sesi kaçırır, perdeler arasında ıslıklı geçişler duyulur. Bu denge tarif edilerek değil uzun ses üzerinde denenerek bulunur. Ders sırasında kursiyerin aynadan kendi çenesini görmesi, çoğu zaman en kısa yoldur.
Ağızlık, açıklığı ve oda ölçüsüyle tonun rengini doğrudan etkiler. Geniş açıklıklı ağızlıklar daha çok hava ister ve başlangıç düzeyinde denetimi güçleştirir. Ağızlık değişimi bu yüzden erken bir konu değildir. Kursiyerin elindeki ağızlıkla ne yapabildiği görüldükten sonra konuşulur.
Saksafonda bütün perdeler mekanizmayla çalışır. Parmaklar sedef düğmelere yerleşir ve düğmelerden fazla uzaklaşmaz. Parmağın yüksekten inmesi hem gecikme hem gürültü yaratır. Üstelik bu birkaç milimetrelik fazlalık hızlı pasajlarda üst üste binerek duyulur bir dağınıklığa dönüşür. Parmak yüksekliğinin hız çalışmasından önce ele alınmasının nedeni budur.
Oktav anahtarı sol baş parmakla çalıştırılır ve üst bölgeye geçişi sağlar. Geçişin temiz duyulması, anahtarın basıldığı anla parmakların yer değiştirdiği anın aynı noktaya düşmesine bağlıdır. Anahtar erken basılırsa araya istenmeyen bir ses karışır, geç kalırsa alt ses olması gerekenden uzun sürer. Bu zamanlama yavaş tempoda kurulur.
Yan perdeler ve serçe parmak kolları için birden çok seçenek bulunur. Hangi seçeneğin kullanılacağı ezginin gidişine göre belirlenir ve notaya işaretlenir. Her seferinde yeniden karar verilen bir parmak düzeni, tempo yükseldiğinde ilk bozulan yerdir.
Ton, saksafon eğitiminin en çok emek isteyen konusudur ve tek bir değişkene bağlı değildir. Hava desteği, ağız düzeni, dilin ağız içindeki konumu ve ağızlık seçimi tonu birlikte belirler. Bunlardan biri değiştiğinde ötekiler de yeniden ayarlanmak zorunda kalır. Kursiyerin tonu bu yüzden düz bir çizgide değil, basamaklar hâlinde oturur.
Çalgının üç bölgesi farklı davranır. Alt bölge dolgun duyulur, ancak hava akışı yavaşladığında sesin başlangıcı gecikir ve nota geç konuşur. Orta bölge dengelidir. Çalışmanın büyük bölümü burada yapılır. Üst bölge parlaktır ve ağız düzenindeki küçük bir sertleşme bile entonasyonu yukarı çeker. Her bölgenin kendi desteğini istemesi bundandır.
Uzun ses çalışması tonun kararlı hâle gelmesini sağlar ve günlük çalışmanın açılışında yer alır. Amaç sesi uzun tutmak değil, ses boyunca aynı kalınlığı ve aynı perdeyi korumaktır. Çalışma bu nedenle akortlu bir kaynağa karşı yapılır.
Çalışma sonrası gövde içinde biriken nem temizleme beziyle alınır. Bu adım atlandığında nem keçelere ve mekanizmaya işler. Keçeler zamanla sertleşir, sızdırmaya başlar ve çalgı dışarıdan sağlam görünürken belirli perdelerde yanıt vermez olur. Bakımın gerekçesi çalgının görünümü değil, tam olarak budur.
Boyun ve ağızlık gövdeden ayrı temizlenir. Ağızlık ılık suyla durulanır ve yumuşak bezle kurutulur. Sıcak su ağızlık malzemesini zamanla bozar. Boyun içindeki birikinti ince bir fırçayla alınır, çünkü burada kalan tortu hava akışını sessizce daraltır.
Kamış her çalışmadan sonra ağızlıktan çıkarılıp kendi kutusunda kurutulur. Ağızlıkta bırakılan kamış kısa sürede bozulur ve kenarları dalgalanır. Bu durumdaki bir kamışla yapılan çalışma kursiyere kendi tekniği hakkında yanlış bilgi verir. İyi kurulmuş bir ağız düzeni bile kötü duyulur.
Saksafon aktarımlı bir çalgıdır. Yazılan ses ile duyulan ses arasında belirli bir aralık bulunur ve bu aralık çalgının boyuna göre değişir. Alto ile tenor saksafon aynı yazılı notayı farklı seslerde duyurur. Piyano ya da başka bir çalgıyla birlikte çalışan kursiyerin aktarım mantığını erken kavraması bu yüzden gerekir. Sonraya bırakıldığında okuma alışkanlığı ikinci kez kurulmak zorunda kalır.
Nota okuma çalışması başlangıçta başlar ve dizi çalışmalarıyla birlikte işlenir. Dizi burada ezberlenecek bir sıralama değil, parmakların belirli ses ilişkilerini tanıması için kullanılan bir zemindir. Aynı ilişki farklı tonlarda tekrar edildiğinde el, notaya bakmadan da aralığı bulmaya başlar.
Akor ve dizi bilgisi özellikle doğaçlamada doğrudan işe yarar. Programda ayrı bir başlık olarak anılmasının nedeni budur. Kuram, kursiyerin ilgisi ve yöneldiği dağar doğrultusunda genişletilir.
Dağar kursiyerin ilgisine göre kurulur. Klasik hat üzerinde ilerlemek isteyen bir kursiyerle caz doğaçlamaya yönelen bir kursiyerin çalışma listesi başlangıçtan sonra ayrışır. Ortak kalan yer ton ve okuma çalışmasıdır. Bu ortak zemin korunduğu sürece kursiyer daha sonra yön değiştirmek istediğinde baştan başlamaz.
Doğaçlama çalışması akor bilgisiyle başlar ve genellikle blues kalıpları üzerinde sürdürülür. Bunun nedeni blues yapısının kısa, tekrar eden ve dinlenerek kavranabilir olmasıdır. Kursiyer aynı on iki ölçü içinde farklı cümleler denerken kalıbın kendisiyle uğraşmak zorunda kalmaz.
Kaynak kayıt dinlemek doğaçlama öğreniminin ayrılmaz parçasıdır. Cümle kurma mantığı anlatılarak değil dinlenerek kavranır. Derste bir kaydın birkaç ölçüsü birlikte dinlenir, söylenen şey ayrıştırılır ve kursiyer aynı zemin üzerinde kendi karşılığını arar.
Caz saksafonu öğrenmenin ayrılmaz bir parçası, bu çalgının nasıl bugünkü hâline geldiğini bilmektir. Coleman Hawkins'in 1939 tarihli Body and Soul kaydı saksafonu eşlik çalgısı olmaktan çıkardı; Lester Young hafif tonuyla buna karşı bir söyleyiş kurdu; Charlie Parker akor bilgisiyle hızı bir araya getirdi. Bu adların her biri, bugün derste çalışılan bir tekniğin kaynağıdır.
Programda ustaların kayıtları süs olarak değil çalışma malzemesi olarak kullanılır. Bir kayıt dinlenirken tek bir soru sorulur ve kayıt o soruya göre bölünür. Biçim, cümle yerleşimi ve ses seçimi ayrı dinlemelerde ele alınır. Blogumuzdaki yazı dizisi bu dinleme çalışmalarının yazıya dökülmüş hâlidir.
Caz, doksan yılı aşkın bir süre içinde birçok kez yön değiştirdi ve saksafonun rolü her değişimde yeniden kuruldu. Büyük topluluk döneminde saksafon bir bölüm çalgısıydı. Bebopla birlikte küçük toplulukların ana sesi oldu. Modal yaklaşımla akor takibinin yükü hafifledi. Elektrikli topluluklarda ise ses düzeneğiyle kurulan yeni bir denge gerekti.
Bu dönemleri tanımak, bir kaydı dinlerken neyin beklendiğini bilmeyi sağlar. Kursiyer hangi hatta yöneleceğine de bu tanışıklıktan sonra daha sağlıklı karar verir. Dağar seçimi kulakla kurulan bir tercihtir.
Doğaçlama, akor bilgisinin üzerine kurulur. Caz dağarının büyük bölümü birkaç ortak yapının tekrarından oluşur: iki-beş-bir bağlantısı, on iki ölçülük blues kalıbı ve otuz iki ölçülük ritim değişimleri yapısı. Bu üç zemin tanındığında yeni bir eserin akor dizisi baştan sona ezberlenmek yerine bilinen parçaların birleşimi olarak okunabilir.
Çalışma her zaman akor sesleriyle başlar. Yaklaşma sesleri, modlar ve değiştirilmiş sesler bu iskeletin üzerine sonradan eklenir. Her kalıp tek bir tonda bırakılmaz, çünkü doğaçlamada karşılaşılacak ton önceden bilinmez. Günlük çalışmaya iki yeni ton eklemek, uzun oturumlardan daha çok sonuç verir.
Topluluk çalışması, tek başına çalışırken fark edilmeyen tonlama ve tempo kaymalarını ortaya çıkarır. Kursiyer kendi sesini yalnız duyduğunda küçük bir entonasyon farkını görmezden gelebilir. Aynı fark başka bir çalgının yanında hemen duyulur. Belirli bir yeterliliğe ulaşan kursiyerlerin topluluk derslerine katılması bu yüzdendir.
Sahnede saksafonun mikrofonla alınması ayrı bir konudur. Mikrofonun açısı ve uzaklığı ses rengini değiştirir. Kampanaya çok yakın yerleştirilmiş bir mikrofon üst bölgeyi olduğundan sert duyurur. Kursiyerin bunu önceden denemiş olması, sahnede kendi sesini tanımasını sağlar.
Stüdyomuzdaki kayıt olanakları kursiyerin kendi icrasını dışarıdan dinlemesine imkân verir. Kayıt, çalarken duyulmayanı duyurduğu için ilerlemenin en açık ölçüsüdür.
Her gün yapılan on beş dakikalık çalışma, haftada bir yapılan iki saatlik çalışmanın önündedir. Bunun nedeni saksafonda ilerlemenin büyük ölçüde kas alışkanlığına bağlı olmasıdır. Ağız çevresindeki kaslar da parmaklar gibi, tekrar aralığı uzadığında kazandığını geri verir. Başlangıç için yirmi dakikalık bir düzen yeterlidir ve bu süre gün içinde bölünebilir.
Çalışma metronomla yapılır. Tempo yalnızca ses temiz duyulduğunda artırılır. Hız, temizliğin sonucudur, hedefi değildir. Temiz duyulmayan bir pasajda tempoyu yükseltmek yanlış olanı hızlandırmaktan başka işe yaramaz ve düzeltilmesi gereken şeyi pekiştirir.
İlerleme aylık kayıtlarla ölçülür. Aynı eserin bir ay arayla alınmış iki kaydı, kursiyerin gündelik izlenimlerinden daha güvenilir bir karşılaştırma verir. Eğitmen de dönem planını bu karşılaştırmaya bakarak yeniler.
Akademide geleneksel kuram, bugünün öğretim yöntemleriyle birlikte ve uygulamanın içinden aktarılır. Aynı yaklaşımla saksafon derslerinde yöntemler sade tutulur ve her adımın neden o sırada geldiği kursiyere açıklanır.
Kurum on iki odalı bir stüdyodur. Kafe, bahçe ve otopark olanakları vardır. Dershanemiz haftanın yedi günü 09:00 – 23:00 saatleri arasında hizmetinizdedir.
Her yaştan kursiyer için birebir ders düzeni kurulur. Grup çalışmaları isteğe bağlı olarak buna eşlik eder.
Stüdyomuzda açılan eğitim programları yanı sıra saksafon dersi uzaktan eğitimlerimizin içeriğine dair her türlü sorunuz için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Tanışma ve deneme dersi için telefonla arayabilir veya WhatsApp'tan yazabilirsiniz.
Kültür Mahallesi Libya Cad. No:10/C Kolej, Çankaya / Ankara adresindeyiz; Kızılay'a yürüme mesafesindeki konumumuz sayesinde şehir içi ulaşım kolaydır.
Üst yaş sınırı yoktur. Alt sınırda ölçüt takvim yaşı değil, çalgının ağırlığını taşıyabilmek ve yeterli nefes kapasitesine ulaşmaktır.
Eğitimde en çok alto saksafon kullanılır. Ölçüsü ve hava gereksinimi başlangıç için elverişlidir; tenor saksafon daha çok hava ister.
Başlayabilirsiniz. İlk dönem stüdyo çalgısıyla sürdürülebilir; düzenli ev çalışması başladığında kendi çalgınızı edinmeniz önerilir.
Kamışın sertlik derecesini gösterir. Başlangıçta yumuşak kamışlar tercih edilir; ağız düzeni güçlendikçe sertlik artırılır.
Başlangıçta kulakla ilerlenebilir. Saksafon aktarımlı bir çalgı olduğu için nota okuma kısa sürede programa eklenir.
Haftada bir saat birebir ders yapılır; aylık kur dört ders saatinden oluşur. Talebe göre ders saati artırılabilir.
Öğretiliyor. Doğaçlama çalışması akor bilgisiyle başlar, blues kalıpları üzerinde sürdürülür ve kaynak kayıt dinlemeyle desteklenir.
Başlangıçta günde yirmi dakikalık düzenli çalışma yeterlidir. Kısa ve her gün yapılan çalışma, haftada bir yapılan uzun çalışmadan daha çok sonuç verir.
Veriyoruz. Görüntülü derslerde kamera açısı ağız bölgesini ve parmakları gösterecek biçimde ayarlanır; ders sonrası çalışma notları yazılı olarak paylaşılır.
Kültür Mahallesi Libya Cad. No:10/C Kolej, Çankaya / Ankara adresindeyiz. Kızılay'a yürüme mesafesindedir; çevrede otopark imkânı bulunmaktadır.
Saksafon kursu ve ders programlarımız ile ilgili bütün sorularınız ve merak ettikleriniz için lütfen bizimle iletişime geçiniz.